Gerçek Fedakarlık

Ömer düzenli, planlı ve çalışmayı seven bir çalışandı. İnsanları kırmamaya özen gösterir, çevresine hep faydalı olmaya çalışırdı. Yıllardır bir mağazada çalışmaktaydı. Bu mağazanın en alt kademesinden başlamış, zamanla patronun sağ kolu olacak pozisyona gelmişti. Bir gün sahibi işi bırakmak zorunda kaldı ve mağaza ona kaldı. Başta ticaret fikri zor gelse de bir arkadaşıyla ortak olup bu yola girdi. İşin başında birbirlerini tamamladılar, fikirleri birbirine güç kattı. Ortağı, Ömer’in tam tersiydi: Daha risk alan, plansız ama pratik zekâlıydı. Bir süre birbirlerini tamamladılar, Fakat zamanla anlaşmazlıklar başladı, sonunda yollarını ayırmak zorunda kaldılar. Ömer yalnız kaldı ama vazgeçmedi.

Ömer bu kez kardeşiyle çalışmaya başladı. Kardeşinin de iş ile ilgili problemleri vardı. Zor döneminde onu yalnız bırakmak istemedi ve yanına aldı.

Ancak kardeşi de ortağına benziyordu: Kazandığından fazlasını harcayan, borçlanan ama hayat standardından ödün vermeyen biriydi. Geliri artsa bile giderlerini kontrol edemiyor, sürekli arttırıyordu. Ömer her destek olduğunda, sanki hayat daha büyük bir yük getiriyordu. Maaş artıyor ancak giderler daha fazla artıyordu. Bu döngü hiç bitmiyordu. Her destek, daha büyük bir sorumluluk getiriyordu. Ömer için her ay, daha çok hesap yapmak ve daha çok fedakârlık anlamına geliyordu.

Zaman geçti, işler zorlaştı. Kardeşinin giderleri üç katına çıktı.

Günlerden bir gün kardeşi, Ömer’e açıkça şunu söyledi:
“Bu maaşı vermezsen çalışamam.”

İşte gerçek sınav buydu. Ömer isterse o parayı verebilirdi. Kendi hayatını biraz daha zorlayarak kardeşini yanında tutabilirdi. Her şey kısa vadede daha kolay olurdu. Ama içten içe bir şeyi çok iyi biliyordu:
Bu destek kardeşini kurtarmayacaktı; sadece bağımlı hâle getirecekti. Ömer’in aklında tek bir düşünce vardı: 

Gerçek fedakârlık bazen vermemeyi göze almaktır.

Ömer bir seçim yapmak zorundaydı:
Ya kendi rahatını koruyup kardeşini bağımlı hâle getirecekti ya da kısa vadede zorlanmayı göze alıp onun gerçekten güçlenmesine izin verecekti.

Hayat bazen insana sarp bir yokuş çıkarır. Öyle bir yokuş ki çıkarken zorlanırsın, yorulursun, hatta vazgeçmek istersin. Ama o yokuşun tepesine çıkmadan ne ileriyi görebilirsin ne de arkasındaki güzellikleri.

Ömer o yokuşun başındaydı. Zor olanı seçti. Derin bir nefes aldı ve söyledi:
“Bu maaşı veremem.”

Bu cümleyi söylemek onun için kolay değildi. Kendi konforundan feragat etmek, daha çok çalışmak, işlerin kısa süreli zorlaşmasını göze almak anlamına geliyordu. Ama Ömer, kardeşinin bugününü değil, yarınını düşünüyordu.

Ama bu bir bencillik değil, aksine gerçek bir fedakârlıktı.

Çünkü o, kardeşinin bugünü değil, yarını için karar verdi.

Kardeşi işten ayrıldı, başta zorlandı, hatta bazı günler geri adım atmayı düşündü. Fakat zamanla toparlandı. Gelir–gider dengesini kurdu, hayatını düzene soktu ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendi.

Ömer de aynı süreçte çok çalıştı, yoruldu, zaman zaman o da vazgeçmek istedi. Ama sonunda işlerini toparladı ve ikisi de aynı gerçeği fark etti:

Gerçek fedakârlık, karşındaki insanı rahat ettirmek değil; onu güçlendirmekti. Bazen yardım etmek, ona düşmesine izin vermektir. Çünkü bazı insanlar ancak düştükten sonra yürümeyi öğrenir.

Yıllar sonra Ömer, geriye dönüp bakarken şunu söyledi:
“İyi ki o kararı vermişim. Yoksa ne ben gelişebilirdim ne de kardeşim.”

Gerçek lider, gerektiğinde şartlar ne olursa olsun fedakârlık edebilendir.

9 Responses

  1. İnsanların bu devirde bu kadar rahata düştüğü, birilerine sırtını yasladığı, çözüm becerilerinin azaldığını görüyoruz. Birini rahatlatmanın iyi bir şey olduğuna inanmışız çoğumuz. Çocularımızı , kardeşlerimizi anne baba eş onların rahatı için kendimizi heba ediyoruz ama gün sonunda mutsuz, memnuniyetsiz, bedelsiz insanlar oluyorlar. Bunun zıttını yapabilmek hayır diyip güçlendirebilmek gerçek bir liderlik.

    Loading spinner
  2. Anlık çözüm üretmek yerine uzun vadede çözümler düşünebilmek çok kıymetliydi. Belki bugün üzülürsün sonrasında rahatlık olacaktır. Güzel bir fedakarlık, böyle liderlikler yapabilmek kıymetli….

    Loading spinner
  3. Bazen hayır diyebilme cesaretini gösterdiğimiz yerden çiçek açıyor hayat. Gelişim oradan başlıyor…

    Loading spinner
  4. “Gerçekten senin iyiliğin için…” diyebilmek farkındalık ve fedakarlık istiyor. Genellikle fedakarlığı ilk yapanın çektiği acı ve zorluk hesaba katılmaz. Bu yazıda iki tarafın da zorluk çektiği çok güzel ifade edilmiş. Beni “iyi ki…” dediğim bir kaç anıma götürdü. Teşekkürler 💐

    Loading spinner
  5. Liderliğin bazen ona rağmen can yakıcı olsa bile onun faydasına olabilecek seçimi yapmak olduğunu anlatan güzel bir yazı olmuş

    Loading spinner
  6. Çoğun insanın yaşadığı ama farkına bile varmadığı bir durum.
    Bencillik gibi gözüken fedakarlık…
    Gerçek Fedakarlığa , gerçekten tebrikler…. 👏👏👏

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner