Doğum Günü Hediyesi

Çocuklar ne kadar hızlı büyüyorlar diye geçirdi içinden Osman.. Ali’nin salonun koltukları üzerinden zıplayışı daha dün gibi gözünün önündeydi.

Oğlu Ali bu yıl 16 yaşına giriyordu. Oğlunun büyümesine hem seviniyor hem de endişeleniyordu. Hayat, Ali’nin üzerine yavaş yavaş sorumluluklar yüklüyordu. Bu yüzden Osman, doğum günü için farklı bir hediye tasarlamış ve iyi bir yerde rezervasyon yaptırmıştı. Baba oğul baş başa güzel bir akşam yemeği yiyip, hayata dair konuşacaklardı. Ali akıllı bir gençti ve Osman, oğlunu hayata doğru hazırlamak istiyordu.

İkisinin de iple çektiği o akşam nihayet geldiğinde, keyifle yemeklerini yemişler ve çay salonuna geçmişlerdi. Osman, oğlunun gözünün içine bakarak söz açtı:

– Ali.. İnsan kendi hayatını nasıl yönetir hiç düşündün mü?

– İşin gerçeği, bu aralar merak ettiğim bir konu babacığım..

– Merak etmene sevindim. Bu konuda en çok yapılan hatalardan biri nedir biliyor musun?

– Nedir babacığım?..

– İnsan çoğu zaman karşıya bakar, yani başkalarının hayatını kontrol etmeye ve işine gelmeyenleri değiştirmeye odaklanır ama konu nadiren kendine gelir. Başkalarının hayatına, hatalarına, mücadelelerine baktıkça ve onlara akıl verip yönetmeye çalıştıkça kendi hayatını kaçırır.

– Gözümün önüne bir iki kişi geldi 🙂

– :)) Başkalarına akıl vermek, yanlışlarını görmek ve fikrini söylemek kolaydır. Kendi hayatını yönetmeye gelince, o zaman işler değişir. Dönüşmek, uyumlanmak, zorlanmaya razı olmak istemez insanoğlu..

– Doğru, biraz göz korkutucu gibi..

– Aslında korkutucu değil ama insanın o bedele razı olması gerek..

– Bedel çoğu zaman can yakar, değil mi babacığım…

– Evet kendine bakmak; eksikliklerini görmek, yanlış davranışlarıyla yüzleşmek, değişmesi gereken yanlarını kabul etmek acı verir. Oysa bilse ki insan; kendi hayatını yönetemediğinde düştüğü kaos daha acıdır.. O kaosta da çoğu insan dış dünyayı suçlar. Şartları bahane etmek, her durumda kendini haklı görmek, ‘kader mahkûmuyum’ demek daha kolay gelir.

– Peki ne yapmak gerekir babacığım?

– Kendine şunu sormalı: “Gerçekten bir amacım var mı?” Tüm yaşamını kapsayacak soyut bir yönü olmalı insanın. Amacı olmayan, bu hayatta oradan oraya savrulur ve kendi hayatının yönetimini kaçırmaya başlar. Oysa amacını hayatının merkezine koyduğunda, süreçlerini düzenlemek daha kolaydır.

– O zaman ilk önce amacımızı bulmak çok önemli..

– Evet oğlum burası girişi kapısı. Hayata bu şekilde başlarsan, o zaman diğer tüm hedeflerin, isteklerin ve tüketimlerin buna göre şekil almaya başlar. İşini, aile yaşantını, hayattaki rol ve görevlerini bu amaca yönelik düzenlersen rahat edersin. Kendine ve ilişkide olduğun insanlara fayda veren olursun.

– Peki neye dikkat etmek gerek babacığım?

– Sağlam bir amaç bulup hayatımızı onun etrafında inşâ ederken, bizi engelleyecek olan çevrelerden ve süreçlerden uzak durmamız gerekir. Bunu yapmadığımız zaman hedeflerimize ulaşmakta zorluk çekeriz.

– Konu arkadaş çevresine geliyor galiba 🙂

– Evet, hedefimize uyumlu olan kişilere yakın olmamız, bizi destekler.

– Anladım, meslek seçimimden aile yaşantıma kadar bunlara dikkat etmem gerekiyor..

– Aynen.. Bu şekilde bakabilirsen, hayatını güzel tasarlamış olursun.

Ali babasına sarılıp teşekkür etti. Hayatını yönetebilmenin stratejilerini konuşmak, onun için, en güzel doğum günü hediyesi olmuştu. 

Eve dönerken ikisinin de yüzünde tebessüm vardı.

21 Responses

  1. Gerçek bir amaç bulmak ve o amaca uygun hedefler belirlemek bu hedeflere yönelikde bedeller ödemek gerekiyor . İnsan amacını nasıl bulacak peki?

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner