Bilinçli Ebeveyn Olabilmek

Cevdet baba hayatın ne olduğunu öğrenmişti. Bunu kolay yoldan değil, düşerek, kalkarak, kaybedip yeniden başlayarak öğrenmişti. Gençliğinde sık sık “belki de yapamıyorum” dediği anlar olmuştu. Ama her defasında ayağa kalkmış, vazgeçmemişti. O, hayatın ilk dersini çok iyi anlamıştı: Düşmek normaldir, ama kalkmak zorunluluktur. En büyük arzusu ise çocuklarının kendi yaşadığı belirsizlikleri yaşamamasıydı. Yönsüz, hedefsiz kalmamalarıydı.

Cevdet baba, çocuklarını sadece büyütmez, onları hayata hazırlar, geleceğe hazırlardı. Akşam sofralarında sıradan sohbetler yoktu. Her konuşma bir ders, her an bir nasihatti. Gençliğinde yaptığı hataları anlatır, örnekler verir, yol gösterirdi.

“Bir zamanlar ben de amaçsızdım, hedefsizdim,” derdi. “Günü kurtarıyordum ama yarını kurtaramıyordum.”

Çocuklar o an fark etmese de bu sözler zihinlerinde yavaş yavaş yer edinirdi.

Cevdet baba iyi bilirdi ki:

“Hedefi olmayan bir insan rüzgârın önündeki yaprak gibiydi.”

Bu yüzden çocuklarına sürekli sorular sorardı:

“Ne olmak istiyorsun?”
“Nereye varmak istiyorsun?”
“Bunun için bugün ne yaptın?”

Ama cevap vermeleri için asla zorlamazdı. Onların kendi düşüncelerini geliştirmesini isterdi. Çünkü bir hedef, başkasının istediğiyle değil, insanın kendi merakı ve arzusu ile anlam kazanırdı.

Çocuklar büyüdükçe baba, sadece hayal kurmalarını istemezdi. O hedeflere uygun adımlar atmaları gerektiğini öğretirdi.

“İstemek yetmez,” derdi.

“İstediğin şeye, hedefine uygun şekilde emek harcamalısın. Ders çalışmak, sabretmek, vazgeçmemek. Bunların hepsi hedefe yürürken atılan adımların parçasıdır.”

Bazen çocuklar yorulur, vazgeçmek isterlerdi. İşte o anlarda Cevdet baba, kendi hikâyelerinden birini anlatırdı:

“Ben de bırakmak istedim,” derdi.

“Ama bıraksaydım, bugün olduğum kişi olamazdım.”
“Çocuklar, asıl başarı nedir biliyor musunuz? Hedefe ulaşmak değil, hedefe yürürken karşılaştığın zorlukları net kararlarla aşabilmektir.”

Bu sözler baskı değildir; yol göstericidir.

Zaman geçer, çocuklar büyür ve kendi yollarını çizmeye başlarlar. Belki hepsi aynı çabayı gösteremediği için aynı başarıyı yakalayamadı. Belki hepsi aynı hedefe ulaşamadı. Ama bir şey ortaktı: Hepsinin bir hedefi vardı.

Ve bir gün, o çocuklardan biri kendi çocuğuna şunu söyledi:
“Deden bana hedef koymayı öğretmişti…”

İşte o an, Cevdet babanın asıl başarısı ortaya çıktı. Çünkü o sadece çocuk büyütmemişti; bir insan yetiştirmişti. Düşmeyi, kalkmayı, vazgeçmemeyi ve hedefe yürümeyi öğretmişti. Bu, gerçek ve bilinçli ebeveynliğin ta kendisiydi.

9 Responses

  1. Hedef dikte etmektense kendi hedefinin peşinde koşuşturabilmek baba olarak.
    İnsanın kendi belirlediği hedefte gidebilmesi bu süreçte hiç yorulmadan koşması demek aslında. Ne mutlu bunu başaranlara.

    Loading spinner
  2. Bir babanın çocuklarına olabileceği en güzel örnek. Deneyimlerini paylaşması. Tatlı tatlı onlara yapabilecekleri şeylerin kafalarında canlandırması çok kıymetli.

    Loading spinner
  3. Cevdet baba kendi deneyimlerini çocuklarına çok güzel aktarabilmiş. Baskılamadan, yormadan, sabırla bunu yapmaya devam etmiş. Hem kendisi başarmış hem de çocukları.

    Loading spinner
  4. Hedefin ne kadar önemli olduğu, ve çocukların üzerindeki etkiyi detaylı anlattığınız bu dönemde, çok büyük bir konfor.

    Loading spinner
  5. Cevdet Baba ne de güzel yapmış…
    Kendisi öğrenmiş ve yetinmemiş çevresini de yetiştirmiş…
    Şimdi de bizi…:):):)

    Loading spinner
  6. Ne büyük nir konfor değil mi? Böyle bir öğretmenin olması. Sana hayatında anlatması. Her ebeveynşn yapması gereken. Samimi, içten, ihtiyaç gidermek. Onları geleceğe hazırlarken o gözlerindeki ışığı görmek.

    Loading spinner
  7. Çocukların kendi hedeflerini belirlemelerine izin vermek çok büyük bir öngörü. Oysa toplumun genelinde maalesef ebeveynler kendi hedeflerini çocuklarına dikte ediyor ve çocuklar başkalarının hedefi olduğu için merak etmiyor öğrenmiyor ve konsantre olamıyor.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner