Akif usta, tozlu ve talaş kokulu marangoz atölyesinde bir yandan çayını yudumluyor, diğer yandan da yoğun bir şekilde çalışan personeli izliyordu. Gözüne, yeni işe başlayan çırağın acemi hareketleri takıldı. Bu hareketler ona atölyedeki ilk günlerini hatırlattı.
Ailesiyle birlikte çok küçük yaşta köyden şehre taşınmıştı. Şehirdeki ilk yıllarında okula yazılmıştı; ancak hayat şartlarının zorluğu onu çalışmaya zorlamıştı. Okulu bırakmış ve bugün sahibi olduğu marangoz atölyesinde çırak olarak işe başlamıştı. Marangozluk mesleğini o seçmemişti; meslek onu seçmişti.
Ustasının yeri Akif’in hayatında başkaydı. Ustası sadece iyi bir marangoz değil, aynı zamanda iyi bir liderdi. Atölyede yalnızca iş dağıtmaz, işi de öğretirdi. Çalışanların nerede hata yapacağını daha işe başlamadan fark eder, onları uyarırdı. Yanlış yapıldığında bağırmaz, teşvik eder ve doğruyu gösterirdi.
Ustası, “Bu ölçü burada şaşar; bu tahtayı aceleyle kesersen yarın seni yarı yolda bırakır,” derdi. Söyledikleri çoğu zaman birebir gerçekleşirdi.
Akif, insan yetiştirmenin ne demek olduğunu ustasından öğrenmişti; ancak bu farkındalığa varması yıllarını almıştı. Başlarda ustasının neden böyle davrandığını anlamazdı. “Ben de bu işi yapabilirim, neden karışıyor?” diye düşündüğü günlerden, “İyi ki böyle yapmış,” dediği günlere uzanan bir süreç yaşamıştı. Bir şey öğrenebilmek için önce “Ben bunu bilmiyorum,” demenin ne kadar kıymetli olduğunu fark etmişti. Hayatında hep, “İyi ki beni doğru yönlendiren böyle bir ustayla karşılaştım,” derdi.
Atölyede işler genellikle aksamazdı. Çünkü herkes ne yapacağını bilir ve yaptığı işin arkasında bir güven olduğunu hissederdi.
Ustası yaşlanmış ve artık eskisi kadar atölyeye gelemez olmuştu. Bu nedenle Akif, atölyeyi ustasından devralmıştı. Ondan öğrendiği eleman yetiştirme modelini uygulamaya başlamıştı. Kendisi atölyenin kahramanı olmak yerine, çalışanların yaptığı işin kahramanı olmalarını teşvik ediyordu.
Atölyede çalışanlar hem mesleği öğreniyor hem de evlerinin rızkını kazanıyordu. Kendilerini iş yerinde değerli hissediyorlardı. Aidiyet duyguları oldukça yüksekti; adeta kendi atölyelerinde çalışır gibi işlerini sahipleniyorlardı. Yetişen elemanların yetkilerini artırır, durumlarına göre sorumluluk vermekten çekinmezdi. Olumlu davranışları motive eder, aksaklıkları önceden öngörerek gerekli tedbirleri alırdı.
Ustalığa erişip kendi işini kurmak isteyen elemanlarını da atölye açmaları konusunda teşvik eder, yol gösterirdi. Hiçbir zaman rızkın azalacağını düşünmezdi; aksine işlerin bereketleneceğine inanırdı. Yıllar içinde kendi atölyesini açanların işleri büyümüş, Akif’in işleri ise eksilmek bir yana daha da bereketlenmişti.
Şimdi Akif’in liderlik serüveni bu çırakla yeniden başlıyordu, ancak ilk günkü gibi hala motive bir şekilde şu cümleleri aklından geçirdi.
“Usta, sadece kendi hayatını değil, başkalarının hayatlarını da nasıl yöneteceğini öğreten kişidir.”
22 Yanıt
Ustalık sadece işinde çok iyi olmakla değildir. Aynı zamanda peşinden gelebilecek ustalar yetiştirmek de ustalıktandır
Ben bunu bilmiyorum diyebildiğimiz yerde ne kadar güzel öğreniyoruz.