Ustası, tezgâhın başında duran çırağı Emre’ye baktı. Emre işe başlayalı birkaç hafta olmuştu. Elleri henüz alışmamış, gözleri ise öğrenmeye açıktı. “Olmuyor, olmuyor ama yapacağım” der gibi çabalıyor, tezgâhtaki motor kapağını sökmeye çalışıyordu. Zorlukla mücadele etmeye çalışıyordu…
Ustası konuşmayı seven ve sakin birisiydi. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı:
“Emre oğlum,” dedi, “Sana mesleği öğretmek kolay. Ama asıl mesele seni hayata hazırlamak.”
Emre başını kaldırıp ustasına baktı. Bu sözler sıradan bir öğüt değildi. İçinde daha derin bir anlam taşıdığını hissetmişti.
Ustası devam etti:
“Bak evladım, bir yola giriyorsan önce bir amacın olmalı. Amaçsız insan, rüzgârın önündeki yaprak gibidir; nereye savrulacağını bilemezsin. Senin de bir hedefin olacak. Ama şunu unutma: O hedefe giderken karşına çıkacak şeyler var. Bunlar; dezavantaj gibi görünen zorluklar ve avantaj gibi görünen fırsatlardır…”
Çırak dikkat kesilmişti.
“Zorluklar seni korkutacak,” dedi usta. “Bazen ‘yapamam’ diyeceksin, bazen vazgeçmek isteyeceksin.
Ama bil ki o zorluklar seni güçlendirmek için var.
Onlardan kaçarsan, yolunu da kaybedersin.”
Bir an durdu, sonra gözlerini biraz kısarak ekledi:
“Ama asıl tehlike her zaman zorluklar değildir. Bazen de karşına fırsatlar çıkar. Öyle cazip, öyle kolay gelir ki… ‘Bunu yapayım,’ dersin, ‘bu daha iyi,’ dersin. İşte o an dikkat edeceksin. Çünkü her fırsat seni amacına götürmez. Bazıları seni yolundan saptırır ve sen bunu fark etmezsin.”
Çırak yavaşça başını salladı.
Usta elini tezgâha koydu ve bir hikâye anlatır gibi konuştu:
“Şimdi düşün: Bir bina yapıyorsun. Zorluklara katlanmışsın, her şey çok iyi gidiyor. Bina 5 katlı olacak. Tam 3. kata geldiğinde, yan tarafta bir arsa satışa çıkıyor ve sana fırsat gibi geliyor. Üstelik başlangıçta biraz paran da var. ‘Fırsat’ diyerek o arsayı da alıyorsun. Ama bir süre sonra bütçenin zorlandığını fark ediyorsun. Arsayı tekrar satmak istiyorsun ama satamıyorsun. Bu yüzden yaptığın bina yarım kalıyor, bitirmekte zorlanıyorsun. Sonunda hem ekonomik hem de ilişki sorunları yaşıyorsun.”
Çırak bu sözleri zihninde tartarken usta son cümlesini söyledi:
“Hayat da böyledir evlat. Ne zorluktan kaçacaksın ne de her cazip şeye kanacaksın. Yönünü amacından ayırmazsan, yol seni zaten oraya götürür.”
Atölyede derin bir sessizlik oldu. Ama o sessizliğin içinde, bir çırağın ustalaşmaya başladığı an saklıydı.
7 Responses
Öğüt gibi öğüt: “Ne zorluktan kaçacaksın ne de her cazip şeye kanacaksın. “
Bir an kendi hayatımdaki zorluklara ve tavsiyelere döndüm 🙂 teşekkür ediyorum
Hayata hazırlamak ve hazırlanmak için ne kadar da kıymetli bilgiler… Birileri yetiştirirken karşılaşacağı zorlukları söylediğinde faydalı oluyor. Teşekkür ederiz
Her zorluğun bizim ihtiyacımız olduğu anlayabilsek her şey yerli yerine oturacak zaten ah bir kabul edebilsek…🥲
Yönünü amacından ayırma.. ne güzel bir öğüt olmuş… teşekkürler…
Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık
Oradaki çırağın Dinlemesi gibi okudum bende
Hayatın içinde genelde düştüğümüz fırsat gibi görünen bizi zora sokan süreçler… insanın yine kendi kendine zarar verdiği öyküler…
Ne kadar kıymetli bilgiler 😉 emeğinize sağlık 👏🏻
Kendi hayatımda direk şahit oldum. Yeni bir işe başlıcam yeni bir çıraklık. İşte onay sürecinde arkadan yeni bir il teklifi geldi ama benim kaldıramıyacağım büyüklükte bir işti. Başarı psikolojisi semineri almasaydım aslında bu gelen iş beni büyütmeye değil beni batırmaya gelmişti. Gerçekten çok değerli konular. Teşekkür ederim, bu dönemde kimse kimseye eyvallahı yokken, faydada doğru uğraşmanız…