
Kolay Olan mı ? / Doğru Olan mı?
Şehrin biraz dışındaki sanayi bölgesinde, fabrikaların yan yana sıralandığı geniş bir alanda büyük bir plastik fabrikası vardı. Sabahın erken saatlerinde servis araçları peş peşe gelir, işçiler vardiyalarına yetişmek için fabrikanın kapısından içeri girerdi.
Murat ve Emre bu fabrikada aynı dönemde işe başlayan iki yakın arkadaştı.
Murat sakin, çalışkan ve öğrenmeye meraklı bir gençti. Emre ise neşeli, sosyal ve rahat bir karaktere sahipti. İkisi aynı fabrikadaydı. Fakat her ikisi farklı departmanlarda, farklı ustaları seçmişlerdi.
Murat'ın ustası Hasan Usta, disiplinli ve deneyimli bir adamdı. Ona göre ustalık, yalnızca işi yapmak değil, insan yetiştirmekti.
Bu yüzden Murat'ı sürekli çalıştırır, yaptığı hataları gösterir, aynı hatayı yapmaması için işi gerektiğinde tekrar tekrar yaptırırdı.Murat’ı bu yöntem yoruyordu.
Akşamları Emre'ye sürekli dert yanıyordu.
“Senin ustan ne güzel, kafa adam. Kıymetini bil. Bizim usta, insanı çok sıkıyor. Bir işi yapıyoruz, tekrar yaptırıyor. Sürekli eksik buluyor.”
Emre ise gülerek:
“Bizim Ali Usta öyle değil. Sen de bizim bölüme gelsen, ne güzel olurdu.”
Murat, arkadaşının bölümündeki rahatlığı gördükçe içinden “Keşke…” demeye başladı.
Fakat zamanla, Hasan Usta'nın verdiği eğitim Murat'ı geliştirdi. Zorlandığı işleri öğreniyor ve sorunları kendi başına çözmeye başlıyordu.
Bir gün Hasan Usta onu küçük bir bölümün başına geçirdi.
Murat artık işleri kendi başına yürütüyordu.
Bir süre sonra kendine güveni arttı ve Emre'ye:
“Artık işi öğrendim galiba. Bizim usta hâlâ beni sıkıyor ama ben artık bu işleri yapabiliyorum.” dedi.
Tam o günlerde Ali Usta, Murat'ı kendi bölümüne çağırdı.
“İstersen bizim bölümde çalış. Sana ihtiyacımız var.”
Murat'ın aradığı fırsat buydu.
Hasan Usta'nın yanından ayrılıp Ali Usta'nın bölümüne geçti.
İlk günler çok mutluydu.
Daha rahattı, kimse sürekli başında durmuyordu.
Fakat zaman geçtikçe bir şey fark etti.
İşi yapıyordu ama yeni şeyler öğrenemiyordu. Hatta öğrendiklerini kullanmadığı için unutmaya bile başlamıştı. Üstelik Ali Usta dışarıdan o kadar eğlenceli görünse de Hasan Usta’nın az ama öz yaptığı espiriler Murat’ı daha çok eğlendiriyordu.
Bir problem çıktığında çözmekte zorlanıyor, daha önce Hasan Usta'nın yanında öğrendiği yöntemleri hatırlamaya çalışıyordu.
O zaman gerçeği anladı:
Hasan Usta onu sıkmıyordu. Onu yetiştiriyordu.
Murat'ın hatası, rahatlığın o konuda ilerleme sanmasıydı.
İnsan Önce Hedefini Bilmelidir
Hayatta da insan çoğu zaman kolay olanı seçer.
Kendini zorlayan insanlardan uzaklaşır, sürekli hata yaptığımızı söyleyenlerden hoşlanmaz. Kendini rahat bırakan insanları ise iyi zannederiz.
Oysa insanın önce kendisine sorması gerekir:
“Benim hedefim ne?”
Eğer hedefin rahatlık, kolaylıksa, seni rahat ettiren ortamı, kolayı seçebilirsin. O seçim sadece rahatlık ve kolaylık değil onunla birlikte olanların da seçimi olur.
Hedef öğrenmek, gelişmek ve ustalaşmaksa, önce seni geliştirecek insanları seçmelisin. Onlara yaklaşmalısın ve o konuda seni engelleyenlerden uzaklaşman gerekir.
Kimi sana o anda rahatlık verir, kimi ise sana toplamda kazandırır.
Usta’sının aylar öncesinde söyledikleri kulağında çınladı;
“Evlat, insan hayatında her zaman kolay olanı seçmek ister, anda rahat eder ama gelişemez. Seni zorlayan insandan, olaydan hemen kaçma. Önce kendine sor: Ben ne olmak istiyorum? Çünkü hedef belliyse, başlangıçta seni yoran yol, doğru yoldur. Usta sana sadece işi öğreten değil; seni, ustasız kaldığında da ayakta durabilecek hale getirendir.”
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 9 tepki
Yorumlar (5)
Bedirhan dedi ki
21 Ekim 2026İşini hakkıyla yapan ve insan yetiştiren ustalara selam olsun🤲
Almina dedi ki
22 Ekim 2026Ne kadar kıymetli seni hedefinde destekleyen, yetiştiren birinin olması.
Hilâl dedi ki
22 Ekim 2026Ne kadar güzel anlatmışsınız. Bu bana nar ekşisini çağrıştırdı. Nar ekşisi çok şifalıdır. Kabızlığa, yüksek tansiyonu dengelemeye, grip ve halsizliğe ve daha bir çok şeye şifadır. Mevsimi dışında da fayda verebilsin diye çok sıkılması ve uzun süre kaynatılmasıyla elde edilir. Bu işleme uğradıktan sonra artık çok uzun süre bozulmaz, fayda vermeye de devam eder. Çıraklık da böyledir. İyi sıkılırsa, uzun sürede iyi pişirilirse uzun ömürlü ve çok faydalı bir ustalık bekler onu.
Işık dedi ki
23 Ekim 2026Yetiştirici olan herkesin aklında tutması gereken bir yazı.
Evladım ben evde yokken de kendini doyurabilecek mi mesela? Ya da bir iş gelse başıma hastaneye yatsam ev aynı şekilde devam eder mi?
Ya da işim, 1 haftalık izne çıktım geldim, Herşey karışmış… sen tokken düzen yoksa yanındakileri yetiştiremiyorsun demek ki…Emine dedi ki
27 Ekim 2026Yetiştiren olmak çok kıymetli, öyle insanlarin kıymetini bilelim
