Çınar Ağacı

Çınar Ağacı

Çınar Ağacı

2 dk okuma
1 tepki

İlker sessiz, çalışkan ama bir o kadar da aceleci bir gençti. Çocukluğunu toprağın kokusu, traktör sesleri ve alın teri barındıran tarlalarda geçirmişti. Küçük yaşlardan beri el işçiliğine merakı vardı. En büyük hayali ise bir gün kendi iş yerini açmaktı.

Babası, köyde kalıp bu işlerle ilgilenmesini istemiyordu. Onun için kendi hayallerine ulaştıracak başka planlar yapmıştı. Şehirde yeni iş alanlarına yönelmesini istedi. Bu sebeple, yetişmesi ve hayatı öğrenmesi için İstanbul'da yaşayan amcası Hilmi'nin yanına gönderdi.

Şehire ilk yolculuk

Şehre ilk geldiğinde trafiğin yoğunluğu ve kalabalık dikkatini çekmişti. Amcasının yanında araba tamiri dükkanında çalışmaya başlamıştı. Arabalara karşı bir merakı vardı. Bu işte de hızla gelişiyordu.

"Bu kadar kalabalık bir şehir." diye düşündü. "Kim bilir kaç arabanın tamire ihtiyacı vardır. Mutlaka, kendi tamirhanemi açacağım." demeye başladı. Biriktirdiği para küçük bir dükkan açmasına yetiyordu. Aceleci olduğu için hemen amcasının yanından ayrıldı.

Merkeze yakın bir ev kiraladı. Mahalleyi gezerken sokağın başındaki oto tamirhanesi dikkatini çekti. Muhsin Usta'nın dükkanı her gün araçlarla dolup taşıyordu.

"Gelen müşterilerin yarısı bana gelse bile yeter." düşüncesiyle kararını verdi.

Dükkanında ilk günü

Karşısındaki dükkanı hemen kiraladı. Kirası düşündüğünden daha yüksekti. Ama bunu önemsemedi. "Olsun," dedi kendi kendine.

"Yakında fazlasını kazanırım."

İlk günler mahalle esnafının hayırlı olsun ziyaretleri İlker'i umutlandırmıştı. Her şey güzel başlayacak gibi görünüyordu.

Fakat zaman geçtikçe beklediği gibi olmadı. Beklediği müşteri sayısı gelmedi.

Dükkanına gelen müşteri sayısı oldukça azdı. Buna karşılık Muhsin Usta'nın dükkanı her gün dolup taşıyordu. Tabii bu duruma anlam veremiyordu.

Bir akşam dükkanında tek başına otururken içinden söylenmeye başladı.

"Neden işlerim az? Ben de işi biliyorum. Aynı kalitede malzeme kullanıyorum. Benim dükkanım daha yeni olmasına rağmen. Neden insanlar beni tercih etmiyor?"

Tam o sırada kapıda Muhsin Usta belirdi.

Selam verdi. Gülümseyerek dışarıya gelmesini istedi. Dükkanın önündeki koca çınar ağacını gösterdi.

"Şu ağacı görüyor musun?"

"Elbette."

"Yazın herkes onun gölgesinde oturmak ister, kimse bu ağacın bugünlere gelmesi için verdiği mücadeleyi düşünmez. Yıllarca güneşe, yağmura ve rüzgara direndiğini bilmez."

Bir süre sustu. Sonra sözlerine devam etti:

"İş kurmak da, insan yetiştirmek de böyledir. Hiçbiri bir günde büyümez. Sabır ister. Emek ister. Zaman ister."

İlker o gün unutamayacağı bir ders almıştı.

Anladı ki her işin önce çıraklığı vardı. Sonra kalfalığı vardı. En sonunda ustalığı vardı. İnsan bir işe başladığında hemen kazanmak ister. Kısa sürede başarılı olmak ister. Oysa hayat, kalıcı başarının aceleyle gelmediğini öğretir. Yoksa insan elindekinin kıymetini bilmez. Bu yüzden insanın çalıştığı işte bazı evrelerden geçmesi gerekir.

Başarılı insanların bulunduğu yerde olmak, onların ulaştığı başarıya sahip olmak anlamına gelmez. Çünkü başarı; dükkanın bulunduğu sokakta değildir. Yıllar boyunca gösterilen sabırdadır. Emektedir. Vazgeçmemektedir.

O günden sonra İlker, müşteri sayısına takılıp kalmayı bıraktı. Kontrol edemediği şeyleri düşünmek yerine, her gün işini biraz daha iyi yapmaya odaklandı.

Çünkü artık biliyordu:

Bir çınar, gölgesini bir günde vermez.

İnsan yetiştirmek de, iş kurmak da başarıya ulaşmak da bir ağaç yetiştirmeye benzer. Meyveyi görmek isteyen, önce köklere emek vermelidir.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 1 tepki

Yorumlar (23)

  • H. Ülkü dedi ki

    18 Temmuz 2026

    İnsanı yoran aslında kendisi, en çok da aceleciliği.

  • H K dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Hemen sonuca ve olumlu yönlere odaklandığımız her durumda üzülüp şikayetlenip, dertleniyoruz. Oysa hiç bir şey hemen elde edilmiyor

  • Naz A. dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Bir çınar gölgesini yıllar sonra veriyor, insanın da bi konuda meyveleri toplamaya başlaması için bazen yıllar gerekiyor. Beklemek ve sonuç odaklı olmak acı verdiği için o yoldan dönebiliyoruz ama devam edenler zamanı geldiğinde o çınar ağacının gölgesinde oturabiliyor..

  • Cansu P. dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Sabır her alanda şart bunu biliyoruz ama sabrederken emek vermeyi de ihmal etmemek de gerekiyor demek ki ... kontrolümüzde olan şeylere emek verip sabretmek, başarıya giden formül gibi geldi 🤗

  • Eylem dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Günümüzde o kadar sabırsızız ki… Video izlerken x5 ile hızlandıracak kadar hemde… Oysa her şey bir süreç gerektiriyor tıpkı tohumun hemen ağaç olmaması gibi…

  • Işık dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Şu sabır ve metanet her kapıyı açıyor da bizim sabrınız yok 😃

  • Fatma B. dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Çoğu insan başladığı işin hemen sonuçlanmasını, hemen ödülünü ister. Oysa sabır, emek, çalışma kısmını görmez insan.

  • Aysel B. dedi ki

    23 Temmuz 2026

    Sonuç odaklılık bizi kontrolü elimizde tutma çabasına iter. Sonuca giderken elimizden geleni yapmak ise bizi geliştirir, güçlendirir.

  • şafak B. dedi ki

    24 Temmuz 2026

    İnsan ustanın sonuçlarını ister, sebeplerine razı olmadan...
    Her sürecin evreleri vardır, bu evrelere uyum başarıyı da Bereberinde getirecektir...

  • RD dedi ki

    24 Temmuz 2026

    İnsanoğlu nerdeyse her yerde aceleci trafikte, yemekte,...Hızlıca bir şeyleri yapmaya çalışıyor . Oysaki kaliteli sonuçlar aceleye gelmez.

  • Zehra A dedi ki

    24 Temmuz 2026

    O sonuca ulaşmak için gidilen yolda keyif almak bizi daha kaliteli geliştirir :)

  • Ayşe B. dedi ki

    24 Temmuz 2026

    Tohumdan ağaca bir günde olmadığı gibi tomurcuklanıp meyve vermesi de bir süreç istiyor. O ağacın meyvesini vermesi, dalından koparıp yemek emek, sabır ve zaman istiyor. Ama insanoğlu çook aceleci. Bir an önce olsun istiyor. Bu da onu başarısız yapıyor.

  • Sunay. A dedi ki

    24 Temmuz 2026

    İnsan sonucu beklediğinde işler yürümüyor... Mesele sonuç değil ağacı yetiştirmekten keyif almak.

  • Hilâl dedi ki

    25 Temmuz 2026

    Arkasındaki bedeli görmeden, o anki sonuca bakmak; insanı çok yanıltır.

  • Sibel dedi ki

    5 Ekim 2026

    İnsanoğlu o kadar aceleciki sonucu hemen görmek istiyor. Oysa bir sürece ihtiyacı var.

  • Meltem UZUN dedi ki

    9 Ekim 2026

    İnsanoğlu ne kadar aceleci. Hemen olsun istediği her sonuçta beklediğiyle karşılaşamıyor. Her süreç emek istiyor. Süreçten keyif aldıkça o sonuç verilecektir. İnsanın gelişimi gibi.. Kademe kademe..

  • Ceyda D. dedi ki

    11 Ekim 2026

    Henüz bir fidanken asırlık Çınar ağacını kıyas almamak gerek. Herkes kendi sebeplerinin sonucunu yaşar.

  • Tülin D dedi ki

    13 Ekim 2026

    Başarılı olmak için emek ve sabır şart.

  • Ayten dedi ki

    13 Ekim 2026

    Aceleci olmadan, işin her evresini görüp öğrenerek, öğrendikten sonra da uygulayıp, sadece yapılacağı yapmak değil, çıkan sorunları da çözebilecek hale gelmek iyi bir yöntem. Elinize sağlık

  • Fatmanur GÜNEŞ dedi ki

    13 Ekim 2026

    Kısa yoldan köşeyi dönme derdindeyiz di mi :) o zaman hemen köşede bi dükkan açalım, marifet dükkanın konumundaymış gibi.. halbuki usta olduğunda o marifet beceri sende iken merdiven altında olsan gelir seni bulurlar, işlerini sana emanet ederler 🥰 oh ne güzel yapmış düzeni kuran..:)

  • İSMET ERDEM dedi ki

    14 Ekim 2026

    Sen yeterli marifetli ol. Hayat sana rüzgarını bir sekilde arkandan estirecektir.

  • Gülay dedi ki

    14 Ekim 2026

    Her işin başlangıcında bazı zorluklar oluyor ve o zorlukları yaşamayan, yaşamak istemeyen insan olgunlaşamıyor. En ufak bir sorunla karşılaştığında dayanıklılığı az olduğundan üstesinden gelemiyor.

  • Emine dedi ki

    27 Ekim 2026

    Herşeyin başındaki o biraz zorluk bizi korkutabiliyor,sabır her şeyin ilacı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.